Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
  Kullanıcı Adı Şifre Beni hatırla Yeni Üye/Şifremi Unuttum
Untitled Document

Mustafa KemaL DOLASIR
Fotoğrafçı & Yönetmen
REKLAM FOTOĞRAFÇISI OLMAK -II-REKLAM FOTOĞRAFÇISI OLMAK -I-
Fotoğrafta Kadraja GirenlerProfesyonel mi? Amatör mü?
KURGU FOTOĞRAFÇILIĞI - II -KURGU FOTOĞRAFÇILIĞI - I -
tüm yazıları...


REKLAM FOTOĞRAFÇISI OLMAK -I-

                Merhaba sevgili fotoğraf severler.

                Bu hafta sıkça sorulan sorulardan birine cevap vermeye çalışacağım.

                "Nasıl Profesyonel (ticari) fotoğrafçı olabilirim?"

                Bu yazımda da yüzeysel tavsiyelerde bulunmak yerine, genelde pek anlatılmayan bazı acı gerçeklere özellikle fazladan değinmenin daha çok yardımcı olacağına inanıyorum. Bazılarınızın da bildiği üzere Reklam ve Moda Fotoğrafçılığı yapıyorum. İşe yeni başlayacaklar için bir çok fotoğrafçılık dalı ve bir çok başlangıç hikayesi ve yönteminin var olduğunu hatırlatayım. Öncelikle hangi alanda çalışmak istediğimizi seçmemizde fayda var. Bu konuda hemen endişelenmeye gerek yok, türkiye şartlarında genellikle önceleri bir çok alanda çalışırsınız zaten...

                Diğer dallarda neler yapabilir, nasıl iş bulmaya başlarsınız kısmı ile vakit kaybetmeden, kendi alanım hakkında konuşmanın çok daha doğru olacak... Reklam ve Moda fotoğrafçılığında, kimileri olaya en temelden girip, Perakende fotoğrafçılık dediğimiz her mahallede bulunan fotoğrafçılarda çıraklıkla başlar ya da şanslı ve çok azimliyse bir reklam fotoğrafçısının yanında çıraklıkla başlayabilir...

                Son yıllarda dslr makinaların ucuzlaması-yaygınlaşması ve internet teknolojileri sayesinde portfolyo paylaşımlarının da kolaylaşması sayesinde bir çok fotoğraf meraklısı bu işten ufak tefek gelir elde etmeye başladı bir şekilde... Genel olarak bu arkadaşlarımızın yanıldığı nokta da tam burada başlıyor ve konumuza geçmeden önce ben altını biraz çizmek istiyorum bunun. Çünkü o ufak tefek işleri almak ve birazcık daha portfolyo edinebilmek uğruna "bedava" ya da "bedavaya yakın" rakamlarla fotoğraf çekimleri yapıyorlar. Şimdilik bu yöntemle sektörde dikiş tutturabilen birini ne gördüm ne de duydum. Ama yaygın bir biçimde bunun doğru olduğuna inanan fotoğraf severlerin sayısı sürekli olarak artıyor. Ve bu sebeble hem bu mesleğin gelirlerini inanılmaz derecede aşağılara çekiyorlar hem de aldıkları o ufacık rakamlarla asla onarılmaz yaralar açıyorlar kendi kariyerlerinde. Çünkü bu gün size bir işi 3 liraya yaptıran bir firma yarın neden 20 lira versin ki size? Portfolyolarınızın internette yayılma hızından daha fazla bir hızda sizin de bütçe ortalamanızın etrafta yayılacağından emin olabilirsiniz, sektör o kadar büyük değil ülkemizde.

                Ekonomide de bir takım doğal seleksiyonlar vardır. Bu bu girişimler zaman içerisinde ezilip, eriyip yitiyorlar. İyi niyetle kendilerine yol göstermeye kalkan ustalar gördüklerinde ise malesef yine aynı kişiler hem o ustaları kendilerine küstürüyorlar hem de birşeyler öğrenme şansını kaçırıyorlar bu büyük egoları yüzünden... Bir kaç web sitesinde tıpkı sizin gibi bir fotoğraf severin sizi alkışlaması inanın bana, zerre kadar katkı sağlamayacaktır kariyerinize.Ticari fotoğrafçılığa başlayacağınızda işin kuralları daha da acımasızlaşır ve keskinleşir. Eşin dostun alkışları göze sürme gibi kalır ticari dünyada... Ve bir yağmurda akar gider....

                Şehir efsanelerinin seslerini kısıp biraz da ekonominin gerçeklerine kulak vermek zorunda kalıp, bu acı gerçekler yüzümüze sert bir tokat gibi indiğinde makinamız ellerimizden bir drama sahnesi gibi kayıp gitmesin diyorsak şayet, egomuzu arada bir evde bırakmakta fayda var... Herşeyin en iyisini ben bilirim demeyecekseniz, bir çok yol olduğunu ve bu anlatacaklarımın da bunlardan sadece biri olduğunu hatırlattıktan sonra egomuzdan arındıysak biraz, hadi reklam fotoğrafçısı adayına tavsiyelere geçelim.

 

Asistanlık : Eğitim safhası

                Öncelikli olarak en büyük tavsiyem elbette ki "teknik eğitim" olacaktır.Ve sonrasında da "Uygulamalı Eğitim". Bunu bir okuldan almış olsanız bile -ki çok da önem vermediğim bir konudur fotoğrafçılıkta diploma- bir ustanın yanında asistanlık ile başlayarak "uygulamalı eğitim"in yaşanması şarttır. Ara güler'in "fotoğrafın okulu olmaz" sözünü hatırladıktan sonra; Bunu tavsiye etmemdeki etkenlere gelince, Okullu ya da kurs mezunu kardeşlerimize bakıyorum da şöyle bir, focal çarpanlardan diyafram ve enstantane deki matematiğe ve hatta ışığın kuvvet ve yönlerindeki geometrilerle "fotoğraftan çok" bir bilim adamı hatta matematik profesörlüğüne soyunuyorlar. Fotoğrafın böyle birşey olduğunu düşünmüyorum. Teknik bilgi elbette ki olmak zorunda ama ömrümüzü de bunlarla harcamamak gerek, çalıştıkça zaten öğreneceksiniz. Emeklemeden, düşmeden yürümek olmaz, kaldı ki koşmak olsun, maraton olsun. Ticari arenada fotoğrafçılık biraz maratona benzemeye başladı çünkü...

                Peki ya asistan olmak istedik diyelim ki * ilk gelen şikayetler "ustalar bizi yanına almıyor" ya da "alsalar da köle gibi çalıştırıyorlar" şeklinde oluyor. Ancak atlanan bir acı gerçek var, Sizin usta seçmek gibi lüksünüz pek bir sınırlı. Kime gitmeyeceğinizi seçebilirsiniz ama kime gideceğiniz o kişinin insiyatifine kalmış. Hal böyleyken bir de onların cephesinden bakalım olaya. Hani derler ya "hırsızın hiç mi suçu yok?" diye...

* Başka yollardan da devam edebilirsiniz elbette, kurs ya da okultan sonra sektöre atlamak gibi. Ancak ben okullu değilim ve bu yazı da kişisel tavsiyelerden oluşuyor. Tavsiye etmediğim yöntemler üzerinde durmanın gereksiz olduğunu düşünüyorum.

                Bir çok reklam fotoğrafçısı dostum var. Çoğumuzun ortak şikayetlerini aktardığımda sanıyorum ki biraz fikir verecektir. Öncelikle asistanlar ilk geldiklerinde çok hevesli olsalar bile zamanla egolar ön plana geçiyor ve hem kendisine hem de ustaya çeşitli zararlar veriyor. Ustalar da bu zararları aza indirgemek amacıyla işte bu "kırk dereden su getirme" ve "köle gibi çalıştırma" yöntemlerine gidiyor. Neler mi? Mesela; Eğitimin daha çok başındayken "ben tamamım" deyip, üstelik haber bile verme nezaketinde bulunmadan bir gün sete gelmeyiveriyorlar. Bu basıp gitmelerden sonra eğer ki arayıp neler olduğunu sorarsanız bırakın nezaketen özür dilemeyi size olmadık sözler söyleyip tüm emeklerinizi de hiçe sayıyorlar malesef. Sorduğunuzda da "onca zaman bedava çalıştım, yeter be!" deniyor. :) Kursların şu sıralar 6-7 bin tl olduğunu, üniversite masraflarının bunun kat be kat daha yüksek olduğunu ve bir usta ile kıyaslanamayacak kadar az bir bilgi ve sıfır tecrübe ile mezun verdiğini düşününce, acaba hakikaten "bedava mı çalıştın yoksa üstüne para ödemeliydin de ödemediğin için nankörlük mü ediyorsun" diye sorma fırsatı bile tanımıyorlar genelde. Tabi daha o ustanın arkasından konuşulan sözleri, hatta hakaretleri ve hatta hatta "özel hayatın ifşası"ndan bahsetmiyorum bile. E bu kadar ağzı yanan ustayı da biraz haklı görmek gerek sanki?

                Tabii herşey de asistanların suçu değil elbette :) Ustaların da suçları oluyor, ama bu noktada az evel bahsettiğim gibi asistanların elinde gerekli gereksiz sıkça kullandıkları bir imkan var: "basıp gitmek", bu sebeble o kısma hiç değinmeyeceğim.

                Tamam tamam, herşey bu kadar kötü değil. :) Muhteşem bir asistansınız, inanılmaz derecede istekli ve azimlisiniz, üstelik tam kafanıza göre bir usta buldunuz ve bir şekilde sizi yanına almasını da sağladınız diyelim. Sonra ne yapacağız?

                Önceleri genelde asistanların tabiriyle biraz "amelelik" yapacağız elbette. -biz asistanken öyle derdik en azından =) -. Ustamızın ne kadar ıvır zıvır işi varsa onlar malesef sizin işiniz olacak. Buna kablo, ışık ve çay-kahve taşımacılığından randevu saatlerini not edip hatırlatan guguk kuşu olmaya, bütün bir çekim günü boyunca tek kelime etmeyen biri olup bir de üstüne tüm azarları da sessizce dinlemek de dahil olabiliyor bazen.Unutmayın ki o ustanın yanına tecrübe edinmek birşeyler öğrenmek için girmiş olsanız da, bu yalnızca sizin amacınız, ustanın asli amacı ve görevi işini yapmaktır. Öğrenme kısmı sizin azminize bağlıdır. E hani herşey kötü değildi? dediğinizi duyar gibiyim. Ama anne olmak bir sürü bez değiştirmeyi, gecelerce uykusuz kalmayı gerektirmez mi? Siz de kendi kariyerinizi büyüten bir ebeveynsiniz artık. Önceleri hayallerini kurduğunuz setlerde asistan olarak bile olmuş olmanın tadını çıkartmalısınız. Eğer ki zevk alamıyorsanız bundan zaten siz bu işe uygun değilsiniz demektir, çünkü usta olduğunuzda da bunları çok zaman kendiniz yapmak zorunda kalacaksınız, her zaman asistanlarınız yanınızda olmaz. Set tozunu yutmadan asla tadı çıkmaz bu işin :)

"Reklam Fotoğrafçısı olmak -II-" 'de "Kalfalık safhası"ndan devam edeceğiz..

                Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle...

                Soru, görüş ve önerilerinizi, www.facebook.com/moda.fotograf  adresinden ya da posta@mustafakemaldolasir.com  'dan bana ulaştırabilirsiniz...

10.11.2009


Eğitim Bölümü     |     Yazarın Diğer Yazıları