Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
  Kullanıcı Adı Şifre Beni hatırla Yeni Üye/Şifremi Unuttum
Untitled Document
Untitled Document
Marka Sigma
Model SD-14
Format D-SLR
Efektif Piksel 4.6 Mp x 3 = 14.06 Mp.
Max. Çözünürlük 2652 x 1768 (x 3 - Foveon)
Min. Çözünürlük 1776 x 1184, 1296 x 864
Sersör Ölçüleri 20.7 x 13.8 mm
Sensör Tipi CMOS (Foveon X3)
Sensör Üreticisi Foveon
Otomatik Odaklama Var
Manuel Odaklama Var
Normal Odak Uzaklığı (cm) -
Makro Odak Uzaklığı (cm) -
Flaş Var
Harici Flaş Bağlantı Yeri Var
Flaş Uyum Hızı -
Flaş Modları anti red-eye, auto, fill in, sunny
ISO Oranları 100, 200, 400, 800, 1600 (extended mode)
Beyaz Ayarları Auto, Flash, Fluorescent, Incandescent, Manual, Shadow, Sunny
Diyafram Öncelik Modu Var
Min. Diyafram -
Max. Diyafram -
Objektif Zoom Aralığı (mm) -
Dijital Zoom -
Çekim Hızı Önceliği Var
Min. Çekim Hızı 30 sec + Bulb
Max. Çekim Hızı 1/4000 sn.
Gecikmeli Çekim Var
Seri Çekim (kare/sn) 3fps.
Kendi Kendine Çekim Var
Fotoğraf Kayıt Formatları RAW (X3F),Jpeg
Kayıt Sıkıştırma Oranları Fine, Normal, Basic
Orientation Sensör Yok
Oto Fokus Tipi -
Metrajlama 8-segment, center, cw average
Pozlama Telafisi -3 to +3 EV in 0.3 EV steps
Video Çekimi -
Max. Video Çözünürlüğü
Min. Video Çözünürlüğü -
Video Kayıt Hızı (kare/sn) -
Ses Kayıt -
Bluetooth -
Firewire -
USB Bağlantısı USB 2.0
Video Çıkışı Var
Elektronik Vizör -
Optik Vizör Var
Mono LCD Ekran Var
Renkli LCD Ekran 2.5 inch
LCD Çözünürlüğü (piksel) 150,000
Hafıza Kartı Türü Compact Flash Type I ve II
Pil-Batarya Türü Lithium-Ion rechargeable
Ağırlık 750 gr. (pil dahil)
Boyutlar (mm) 144 x 107 x 81 mm
Diğer Özellikler


 

 

 

Sigma SD14

 

Daha çok objektifleriyle tanıdığımız Sigma’nın üçüncü DSLR fotoğraf makinesi SD14, geçtiğimiz yıl piyasaya çıkmıştı. Sigma SD14, özel bir fotoğraf makinesi. Çünkü Foveon firmasının ürettiği “X3” adlı CMOS algılayıcıyı kullanıyor ve bu nitelikte bir algılayıcı kullanan bir başka fotoğraf makinesi yok. X3 algılayıcısı, tıpkı renkli filmler gibi 3 katmanlı bir yapıya sahip ve her bir katman ayrı bir renge duyarlı. En önde mavi, sonra yeşil, en arkada da kırmızıya duyarlı katman bulunuyor. Aslında 4.7 milyon piksellik bir algılayıcı olmasına rağmen, her bir katmanın ayrı ayrı çalışması nedeniyle toplamda 14.15 milyon piksellik bir görüntü oluşuyor. Bu değer hiç de azımsanacak gibi değil ve Sigma SD14 de sahip olduğu diğer özelliklerle birlikte düşünüldüğünde hiç de amatör bir ürün değil: İleri amatör ve profesyonelleri hedefleyen bir fotoğraf makinesi.

 

 

Gövde ve Tasarım

 

Foveon’un X3 algılayıcısının ilk örneklerini Sigma, SD9 ve SD10 modellerinde kullanmış, fakat bu ürünler pek de başarılı olamamıştı. Aradan geçen 3 yılı aşkın sürede ise hem Foveon’un hem de Sigma’nın boş durmadığını görüyoruz. Oldukça kaliteli bir plastikten üretilmiş olan gövde kaplamasının herhangi bir kusuru yok. Düğmeler son derece hassas çalışıyor ve gövde ele iyi oturuyor. Yalnızca açma-kapama düğmesinin sol el ile yapılıyor olması yanlış bir seçim (açma-kapama düğmesi sağ tarafta yer almalı), ayrıca deklanşörün konumu da biraz fazla yukarıda. Ama bunlar ciddi sorunlar değil ve kullanım alışkanlığı gerektiren detaylar. Gövdenin üst bölümü oldukça sade tasarlanmış ve bu bölümde deklanşör dışında küçük bir LCD ile iki ayrı mod çarkı bulunuyor. Oldukça hassas çalışan bu iki çarkın üzerinde çok az sayıda fonksiyonun bulunması dikkat çekici. İlk anda, “bu kadar az sayıda fonksiyon için bu kadar büyük çarkların gereksiz olduğunu” düşünüyorsunuz. Ama birazcık düşününce, diğer marka ve modellerde bu tür çarkların üzerindeki gereksiz program ikonları olduğunu fark edip, “demek ki gereksiz fonksiyonlara yer verilmemiş” diyorsunuz. Doğrusu profesyonelce bir yaklaşım. Öte yandan, üzerinde yalnızca dört seçenek bulunan mod çarkının kaldırılmasıyla (yani daha küçük tasarlanması ya da tuşlu bir sistem seçilmesiyle) bilgi ekranının daha büyük ve daha kullanışlı bir hale gelmesi sağlanabilirdi.

 

Makinenin arkasında ise 2,5 inçlik geniş bir ekran yer alıyor ve çok farklı açılardan bakıldığında bile görüntüde kayıp yaratmıyor. Yani gayet başarılı, hem de rakiplerinden daha düşük çözünürlükte olmasına rağmen… Arka tarafta çok sayıda düğme bulunuyor, ama bunları kullanmak hiç bir şekilde karmaşa yaratmıyor. Çünkü bu düğmelerin yerleri çok iyi düşünülmüş. Özellikle sağ elin başparmağıyla kontrol edilebilen ve en çok kullanılan 4 fonksiyonu (ISO, çözünürlük, format, beyaz dengesi) değiştirmeye yarayan tuşun varlığı ve yeri çok başarılı.

 

Çok sayıda düğmenin varlığı, ilgili fonksiyonlara ulaşımı kolaylaştırırken, menünün yükünü de hafifletiyor. Böylece menü çok kısa ve kolay kullanımlı bir yapıya kavuşabilmiş. Bu nedenle, SD14’ün kullanıcı dostu bir makine olduğu söylenebilir.

 

Makinenin bakacına (vizörüne) gelince… Sahip olduğu algılayıcının (20.7mm x 13.8mm) odak çarpanı 1.7x olduğu için bakacın da biraz dar tutulduğu gözleniyor. Aslında son derece berrak olmasına ve dioptri düğmesi yardımıyla gözü bozuk olanlar için de net görüntüler sunabilmesine rağmen ileri amatör/profesyonele yönelik bir fotoğraf makinesinin bakaç görüntüsünün biraz daha büyük olması beklenirdi. Yine de 5 noktalı otofokus sistemi ve kullanışlı bilgi ekranını barındıran bakaç gayet kaliteli ve işlevsel.

 

 

Özellikler

 

SD14’ün en önemli özelliğinin üç katmanlı algılayıcısı olduğunu en başta söylemiştim. Bu sensörün görüntü kalitesine nasıl bir etki yaptığını ise aşağıda açıklamaya çalışacağım. Ama, SD14’ün başka güzel özelliklere de sahip olduğunu bilmeniz gerek. Örneğin, şimdiye kadar hiçbir DSLR makinede görmediğimiz bir toz filtresine sahip. Bayonetin hemen arkasında yer alan bu fuşya renkli filtre sayesinde, arka tarafta bulunan ayna, perde ve algılayıcıya toz ulaşamıyor. Çok etkin bir toz koruması sağlayan bu filtre sisteminin daha önce başka bir firma tarafından denenmemiş olduğuna inanmak çok garip geliyor. Çok basit, çok etkin ve çok akıllıca! (1500 kişinin çalıştığı Sigma’da 300 kişilik bir AR-GE departmanının bulunduğunu ve böylesine yararlı buluşların bu şekilde ortaya çıktığını, geçtiğimiz Fotoğraf Fuarı’nda Sigma Genel Müdürü Masao Yamaki’den öğrenmiştim. Fuarlara bayılıyorum; yalnızca ürünleri yakından görmekle kalmıyor, merak ettiğiniz pek çok konuda yetkili ağızlardan bilgi alabiliyorsunuz!) Söz konusu filtre, objektifin arka elemanına çok yakın konumlandırıldığı için netlik konusunda herhangi bir olumsuzluk yaratmıyor. Renk konusunda ise şu şekilde içinizi rahatlatabilirim: Filtre, tam karşıdan bakıldığında renksiz görünüyor. Yani aslında fuşya etkisi, yalnızca açılı bakıldığında söz konusu ve üzerine yapışan tozları görebilmenizi kolaylaştırıyor. Kolayca silinebilen filtre, gerektiğinde rahatlıkla sökülebiliyor. Ama bence sökmeye hiç gerek yok, çünkü sökülmedikçe içerisi kesinlikle temiz kalacaktır.

 

Söz konusu filtre yalnızca toz tutma görevini yerine getirmiyor, aynı zamanda kızıl ötesi ışınları da engelliyor. Foveon’un X3 algılayıcısının bir başka avantajı da burada: Diğer tüm algılayıcıların üzerinde bütünleşik olarak imal edilen kızılötesi filtrenin, X3’te ayrı bir ünite olarak tasarlanmış olduğunu görüyoruz. Hâlâ uyanmadınız mı? Bu filtreyi çıkardığınız zaman infra-red fotoğraflar çekebiliyorsunuz! Müthiş değil mi? Tabii bunun için, diğer tüm infra-red uygulamalarda da yapıldığı gibi objektifinizin önüne R72 ya da RM90 gibi bir filtre takmanız gerekiyor.

 

SD14’ün bir başka güzel özelliği, çok yumuşak ve sessiz çalışan perdesi. 30 ile 1/4000 saniye arasındaki enstantane değerlerinde çalışabilen perde, 100.000’in  üzerinde çekim ömrüyle oldukça dayanıklı. Makinenin otofokus hızı için “tatminkar” değerlendirmesini yapabilirim. Özellikle HSM türündeki objektifler kullanıldığında çok sessiz ve hızlı olabilen otomatik netleme özelliği, diğer Sigma objektiflerle birlikte kullanıldığında biraz daha sesli çalışsa da kolayca netlik yapabiliyor. Saniyede 3 kare çekim özelliği çok hızlı sayılmasa da, yeterli bir hız anlamına geliyor. En yüksek çözünürlükte bu hızı yalnızca 6 kare boyunca koruyabilmesi ise profesyonel bir makine için oldukça düşük bir değer.

 

SD14 ile birlikte gönderilen 17-70 mm f/2.8-4.5 DC Macro, 18-50 mm f/2.8 EX DC Macro ve Macro 105 mm f/2.8 EX DG objektiflerin tümü de, makine ile uyum içinde çalışıyorlar. Elbette 105 mm Macro objektif, zoom objektiflere göre daha keskin. Ama her üç objektif de, SD14’ün üzerindeki küçük flaşla uyumlu. “Kılavuz Sayı”sı (G.N.) 11 olan küçük flaş, özellikle 17 mm konumunda (odak çarpanı yüzünden 29 mm’ye eşdeğer bir açı görüyor) herhangi bir köşe kararması yaşatmıyor ve açıldığında yüksek bir noktaya yükselerek kırmızı göz oluşması riskini azaltıyor. SD14, Sigma’nın EF-500 ve EM-140 serisi flaşlarını da kullanabiliyor ve flaş senkronizasyonu 1/180 saniye. Stüdyo flaşlarının bağlanabileceği bir senkron girişi de makinenin yan tarafında bulunuyor.

 

SD14’ün profesyonel kullanıcıya hitap eden bir başka özelliği ise “ayna kaldırma” (mirror lock-up) özelliği. Tamamen titreşimsiz bir çekim gerektiği zaman ayna kaldırılabiliyor ve zaten çok yumuşak olan perde sayesinde tamamen titreşimsiz fotoğraflar çekilebiliyor. SD14’ün üç tür ölçüm sistemi bulunuyor: Çok bölgeli, genel ve merkez ağırlıklı. Açıkçası, hiç kimsenin kullanacağını tahmin etmediğim (ve artık çok demode olan) “genel” ölçüm modu yerine, çok daha yararlı olan “noktasal” (spot) ölçüm modunun kullanılmasını beklerdim. Pek çok ilginç özelliği bulunan SD14’ün belki de tek önemli eksiği bu.

 

Tok bir yapıya sahip olan SD14’ün pilsiz ağırlığı 700 gr. Bu değerin, ideal bir ağırlık olduğunu düşünüyorum; ne ağır, ne de hafif. BC-21 kodlu 1500 mAh’lik lityum-iyon bir pil makineye güç sağlıyor. İncelememiz sırasında 180 karelik çekime izin veren pilin bu performansı çok parlak olmasa da, yeterli. Çünkü incelememiz sırasında makine çok uzun süreler boyunca açık kaldı ve büyük LCD ile AF sürekli kullanımdaydı. Sanıyorum ki normal bir kullanımda pilin ömrü 300 kare dolayında gerçekleşecektir (bu da normal bir değer).

 

 

Görüntü Kalitesi

 

SD14’ün en önemli özelliği olan Foveon X3 algılayıcısı, renkleri olduğu gibi algılarken, çözünürlük konusunda ise bir interpolasyon uyguluyor. Bu durum, geleneksel algılayıcılara göre tam ters bir durum. Çünkü geleneksel algılayıcılar (CCD, SuperCCD ya da CMOS) çözünürlük konusunda interpolasyon yapmazken, renk konusunda Bayer interpolasyonu uyguluyorlar. Yani her dört algılama hücresi birlikte çalışarak ortak bir renk oluşturuyor ve sonra her bir piksele bu renkler atanıyor. Bir başka deyişle, renk saçılmaları, harelenme gibi bir takım olumsuzluklar bu nedenle, olduğundan daha da fazla belirginleşiyorlar. X3 algılayıcısı ise renk konusunda ciddi bir avantaja sahip ve SD14 bu avantajı sonuna kadar kullanıyor. Dahası, çözünürlük konusundaki interpolasyon da bir dezavantaja dönüşmüyor. 14 milyon piksellik görüntüler o kadar keskin ki, (başta ben olmak üzere) sonuçları gösterdiğim herkes görüntülerden çok etkilendi. Açıkçası, Ekim’deki Photokina fuarında üretim öncesi ilk ürünleri incelerken de sonuçlar beni çok şaşırtmıştı. Tabii, ayak üstü yapılan bir inceleme ile günler boyu süren ayrıntılı incelemeler arasında bir fark oluyor ve geçen süre içinde yazılımın (belki de donanımın) daha da geliştirildiği anlaşılıyor.

 

SD14’ün renkleri inanılmaz! Özellikle cilt tonlarında renkler şaşırtıcı bir şekilde doğru kopyalanıyor. Gerçi “otomatik beyaz dengesi” her koşulda %100 doğru çalışmıyor, ama eğer RAW formatı kullanılırsa, kesinlikle doğru renklerde görüntüler oluşturulabiliyor. JPEG formatının bir sıkıştırma formatı olması, zaten kalite beklentisini azaltıyor, ama JPEG formatında bile renk doğruluğu ve keskinlik tatminkar. Doğrusu, RAW formattaki başarılı görüntüleri gördükten sonra, böyle bir makineyle kim JPEG çekim yapmak ister, bilemiyorum, ama her yeni yazılım (firmware) ile birlikte makinenin performansı özellikleri artıyor. En son yazılım olan 1.05 ile birlikte makine 50 ISO değerinde kullanılabiliyor (daha önce bu değer 100 ISO’ydu).

 

Çok farklı konuları gün ışığında ve stüdyoda flaşlar altında, farklı objektifler kullanarak çektim. Beni rahatsız eden tek özellik yüksek ISO değerlerindeki kirlilik (noise) oldu. Görüntüler 50, 100 ve 200 ISO değerlerinde tertemizken, 400 değerinde kirlilik hissedilmeye başlıyor. 800 ve 1600 değerlerinde ise kirlilik düzeyi çok artıyor ve bence bu değerler kullanılmamalı. 50-400 ISO arasında, özellikle kendi yazılımı olan Sigma Photo Pro 3’ün sonuçları çok başarılı (bu arada Photo Pro 3, kullanım kolaylığı ve hız bakımından da çok iyi bir program). Gerçi Adobe Photoshop CS3 programının CameraRAW eklantisi sayesinde işlediğim RAW görüntüler de çok iyiydi, ama kendi yazılımında görüntü tamamen pürüzsüz olarak işlenebiliyor. İşin ilginç yanı, Photo Pro 3’te, “noise reduction” gibi bir araca yer verilmemiş. Gerçekten de 400 ISO’ya kadar hissedilmeyen (ya da rahatsız etmeyen) kirlilik, 800 ISO’da birden hortluyor ve bunu azaltacak herhangi bir mekanizma yok. Bu durumu biraz yadırgasam da, en iyi görüntülerin her zaman en düşük ISO değerlerinde gerçekleştiğini düşünürek avundum. Belki zamanla yeni yazılımlarla bu sorun da ortadan kalkabilir (yazılımın önemine olan inancım sonsuz!). Harelenme (moiré) konusunda en küçük düzeyde bir sorunla bile karşılaşmadım. Çok sayıda giysi, kumaş, tül perde gibi harelenme riski yüksek konular çekmiş olmama rağmen böyle bir sorunla karşılaşmadım. Mor saçılma hiç oluşmadı. Zoom optiklerden kaynaklanan kenar ve köşelerde bazı renk dağılmalarına rastladım, ama çok sınırlı olarak. SD14’ün tanımlayabildiği ton sayısı da, piyasadaki diğer makinelerden daha yüksek. Bu da, patlamayan beyazlar ve zengin gölge detayları anlamına geliyor. Sonuç olarak SD14 şimdiye kadar gördüğüm en sorunsuz ve gerçeğe yakın görüntüleri (50-400 ISO arasında) oluşturan DSLR oldu.

 

 

Sonuç

 

Ülkemizde 1400 Euro civarında bir fiyat etiketiyle satılan Sigma SD14, sahip olduğu özellikleri ve görüntü kalitesiyle üstün nitelikli bir ürün. Piyasada 12 milyon piksel düzeyindeki ürünlerin 2000 Euro ve üzerinde fiyatlarla satıldığı düşünüldüğünde, SD14’ün fiyatının oldukça rekabetçi olduğu görülüyor. Gerçi SD14’ün donanımı ve dayanıklılığı bu profesyonel ürünlerle aynı düzeyde değil, ama görüntü kalitesi kesinlikle daha üst düzeyde. Özellikle RAW formatındaki görüntüler eşsiz, çünkü renk geçişlerinde herhangi bir dağılma oluşmuyor. Bu da, görüntünün istenildiği kadar büyütülebilmesi anlamına geliyor.

 

Sigma’nın 8 mm’yle 800 mm arasındaki kırk beş objektifi, konvertörleri, flaşları ve diğer aksesuarları da düşünüldüğünde SD14’ün hem stüdyoda, hem de dışarıda kullanılabilecek çok mantıklı bir sistem kamerası olduğu görülüyor.

 

 

İnceleme: EMRE İKİZLER

 

 

 

 

 

Makina Fotoğrafları

Örnek Fotoğraf

Bu inceleme 6815 kişi tarafından okunmuştur